Kayıtlar

Nisan, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İlk Ağıt

Adlee, Balian'ın mezarına doğru çöktü. Başını mezar taşına yasladı ve gözlerini kapadı. Perişan gözüküyordu. Günlerdir iyi uyuyamadığı için gözleri kızarmış, sürekli yemek yemeği geçiştirdiği için çok zayıflamıştı. Her an kırılabilecek, narin bir parça gibi gözüküyordu. Derin bir nefes aldı. Konuşmaya başladığında sesi hırıltılıydı. "Bizim bir hayalimiz vardı. Dünya'yı birlikte kurtaracaktık. Şimdi nereye gittin, neredesin? Artık bizi kim koruyacak, sen o kadar uzaktayken? Bizi yalnız bırakma. Beni yalnız bırakma. Lütfen..." Sesi yavaşça kısılırken omuzları titriyordu. Onu arkadan gören herkes ağladığını düşünebilirdi. Söylediği sözlerin içindeki pişmanlık ve hüzün o kadar derindi ki onu gizlice izleyen parti üyelerinin içi acımadan edemedi. Felis her zamanki havalı tavrını bırakmış, Adlee'ye bakarken gözyaşlarını siliyordu. Hayatı boyunca ilk defa bu kadar melankolik hissediyordu. İstemeden de olsa yaptığı empati, onun Adlee'nin duygularını tahmin etmesini sa

Kuğu

Resim
Bir anda gürültülü bir ses herkesin dikkatini çekti. Hemen ardından bir adamın acı dolu çığlıkları duyuldu. Bağıran adamın önünde, başka bir adam ayakta duruyor ve merhametsizce adamı tekmeliyordu. Sahne o kadar dayanılmaz ve insafsızdı ki yüreği zayıf birkaç kişi, bakışlarını başka bir yöne kaydırmaktan başka çaresi yoktu. Dayak yiyen perişan adam, yardım için yalvarmaya başladı. Onu döven adamın boyu iki metreyi geçiyordu. Kıyafetinin yakasından ensesine doğru yükselen bir kuğu dövmesi vardı. Uzun, gümüş rengi saçlarını at kuyruğu yapmıştı. Yüzü solgundu. Gözlerindeki soğuk ve karanlık bakışlarda çılgınlığın belirtileri vardı. Dudakları yukarıya kıvrılmıştı ve her tekme atışıyla beraber kötücül kıkırdamaları duyulabiliyordu. Herkes onun, kabuslardan fırlayarak gelen bir canavar olduğunu düşündü. Bu vahşeti izlemeye dayanamayan cesur bir kadın öne doğru çıktı. "Ne yapıyorsun?!" Sesi gergin ve öfkeliydi. Kuğu dövmeli adam onu fark ettiğinde, önündeki sefil adamı pataklamaya a

Kanlar İçindeki Kontes

Düşesin kanları her tarafa saçılmıştı. Düşes, yerdeki parçalanmış uzuvlarına bakarken gözlerine inanamıyordu. Elflerden biraz daha kan çekmeye çalıştı, ancak Balian'ın laneti buna izin vermedi.  Düşes acı çığlıklar içinde bağırdı. Ölümün soğuk esintisini ensesinde hissedebiliyordu. Hayır, hayır, hayır! Balian ona iğrenerek baktı. Kendi parçalanmış kolunu hissetmiyordu. Bunun Adlee'nin eklediği bir efekt mi yoksa kendi genlerinin ona sunduğu bir avantaj mı olduğunu ayırt edemedi. Acı yoktu. Soğukluk yoktu. Tedirginlik yoktu. Kaygı yoktu. Keder yoktu. Merhamet yoktu. Sadece kana susamışlık ve öfke vardı. Balian dişlerini sıkarak konuştu. Uzun zamandır konuşmadığı için sesi hırıltılıydı. "Bugün, ölümün benim elimden olacak. Yaptıklarının kefaretini ödemeden ölmeyeceksin." Balian, Düşes'e işgence etmekte kararlıydı. Ancak bu, kendisine işgence etmekle aynı anlama geliyordu. Balian bunu umursamadı, lakin Adlee umursuyordu. Balian'ın acı nehrinde boğulmasına izin ve

Dans

Resim
Prens Navin, geniş merdivenlerin ortasından aşağıya inerken salonun tüm dikkati onun üstünde toplandı. Orkestra, vals müziğinin ilk notalarını çalmaya başlamıştı. Herkes, genç prensin dansa davet edeceği şanslı genç kızı merak ediyordu.  Genç kızların akılları başlarından gitmiş, davet edilmedikleri dansın sonundaki öpücüğü hayal etmeye başlamışlardı. Davet edilmeyi arzulayan birkaç lord ise yalnız olduklarını belli edebilmek için gruplarından ayrılmıştı. Ancak prens onlardan hiçbirine göz ucuyla dahi bakmadı. Prens Navin, siyah saçlarını geriye doğru taramıştı. Üzerinde altın işlemeler olan kırmızı kraliyet ailesi takım elbisesini giyiyordu. Mercan kırmızısı gözleri ışıltıyla parlıyor ve salondaki onun ilgisini çeken tek kişiye bakıyordu. Prens, merdivenden indikten sonra dizlerini bükerek salonu selamladı. Onun selamına karşılık tüm salon, kibar bir şekilde eğildi.  Selamlama işi bittikten sonra Prens Navin, hedefine doğru yürüdü. Kendinden emin ve çekici gözüküyordu. Önünden geçtiği

Başlangıç

Resim
Büyük kafesin içinde bulunan insanlar birbirlerine yabancı değildi. Hepsi en azından birkaç kere birbirlerinin yüzünü görmüştü. Bu sayede kısa sürede sakinleşip durumu tartışmak için gruplar oluşturmayı başardılar. Ne kadar korkmuş ve şaşırmış olsa da kimse kontrolünü kaybetmedi. Normal bir insanın belki de çığlık atarak bayılabileceği şu durumda, bu insanlar soğukkanlı ve akılcı davranıyordu. Soylu insanların beyinlerinin normal bir insandan daha farklı çalıştığı sayısız makalelerce kanıtlanmıştı. Kalabalığın ortasında koyu kahverengi saçlı, uzun, genç bir adam yalnız duruyordu. Yüzü akça pakçaydı. Siyahın en koyu tonlarından biri olan gözleri, onun parlak bir kişiliğini gösterecek şekilde parlıyordu. Etrafına baktığında tanıdık yüzleri görmek, tedirginliğini biraz yatıştırdı. Adlee, neden burada olduğunu bilmiyordu. Karşısındaki bilinmezlik ve gariplik onu ürkütmüştü. Dünyayı kurtarmakla ilgili konuşan bu varlıkların "soyluları" muhatap olarak aldığı barizdi. Devasa mavi ka

Bazı Psikiyatrik Hastalıklar

Erotomani: Karşılıksız Aşk Sendromu Kişinin yüksek statü sahibi bir kişi tarafınca sevildiğine inanmasına yönelik sanrıları içerisinde barındıran bir sendromdur.  Sözde kendisine aşık olan taraf, evli olduğu için veya farklı sebeplerden ötürü ulaşılmazdır. Karşı tarafın kendisine yönelik “sözde” var olan aşkına dayalı kendince kanıtları mevcuttur. Bu kanıtların içeriğini zaman zaman karşı tarafın güya anlamlı bakışları zaman zamansa gazetelerden geldiği varsayılan mesajları oluşturur. Oysaki erotomanik kişinin gündelik yaşantısı içerisinde kendisine aşık olduğuna inandığı kişi ile teması en fazla tesadüfidir ve ufak tefek temaslardır. Tod Sendromu Bireyde zaman ve beden imgesinde bozukluk oluşur. Sendromu yaşayan kişiler, nesnelerin şekil ve büyüklük açısından değiştiğini düşünür. Görme, duyma ve dokunma gibi duyuları etkileyen bu durum, zaman algısında da değişiklik gösterebilir. İlk belirtisi çevresinde bulunan her şeyi orantısız görmek. Yabancı El Sendromu Kişinin ellerinden birisin

Merhaba Dünya

Resim
 [Merhaba Dünya sakinleri! Umarım biricik yıldızımız Vega'nın sizin için hazırladığı karşılama hoşunuza gitmiştir. Kendisinin bu gösteri için heyecanla hazırlandığını dile getirmem gerekiyor. Sizi bugün burada toplamamızın önemli bir sebebi var. Dünyanız yıkılıyor, parçalanıyor ve yok oluyor. Bunu engellemek ise sadece sizin elinizde! Sizden önce sayısız kere kahramanların dünyanızı kurtardığı gibi siz de bugün bir kahraman olma hakkına sahip olacaksınız. Tarihin eski dönemlerinde defalarca yaptığımız olimpiyat oyunlarını şimdi tekrar başlıyor . Öhö! Artık bu kelimenin kullanılmadığını unutup duruyorum. Sizden istenilen şey; size verilen rolleri, gönderildiğiniz dünyalarda yerine getirmeniz ve rollerinizin dışına çıkmadan, bize o dünyanın hikayesini en dramatik ve etkileyici şekilde göstermeniz. Gayet basit gözüküyor değil mi? Gruplarınızı oluşturmaya başlayabilirsiniz.  Kalan süre: 01.00.00]

Puan Sistemi

Dünyayı kurtarmaları için çok fazla puana ihtiyaçları var. Düzgün bir şekilde oranı kurmalıyım: Balian'ı hayata döndürmek için gereken: 3.500.000 puan Adlee'yi hayata döndürmek için gereken: 4.000.000 puan Küçük iyi davranışların değeri: ~50-5000 puan Dramatik sahne değeri:  10.000-100.000 puan Kötü karakterleri devirip adaleti sağlamak: 500.000-1.000.000 puan Her ölüm için: 1000 puan (ilk cinayet 3000 puan) Merhamet : 500 puan Fedakarlık: 200.000- 1.000.000 Acımasızlık ve yalan söylemek: ~100 - 9000 puan Sevgi gösterisi: - 3000 - 30.000 puan Bağlılık göstergesi: 5000 puan Dünyayı kurtarmak için gereken: X puan Bilgelik: 100 - 1000 puan

Kitap kapağı

Resim
  Kitabımın olası kapağı. Benim hoşuma gitti.

Mavi Kadın

Resim
Tehlikenin onlara nabızlarından daha yakın olduğunu anlayan soylular, dehşete düşmüş ve nefeslerini tutmuştu. Gerginlik ve korkudan kasılmış vücutları donakalmıştı. Hepsi birlikte karşılarındaki akıl almaz varlığa bakıyordu. Yaklaşık yirmi adam boyundaki kadının vücudu hiçbir örtüyle kaplanmamıştı, ancak bakanların hiçbirinde mahrem bir his oluşturmuyordu. Varlığın teni, koyu maviydi. Gözbebeklerinin tamamı beyazdı ve alnında açılmış siyah kötücül bir göz vardı. Uzun saçları açık maviydi ve göz kamaştıracak şekilde parlaktı.  Soylular çevrelerinde kaçabilecekleri bir yer aradılar. Dünya şeklindeki bir kafesle hapsedilmişlerdi ve kafesin dışı göz alabildiğine karanlıktı. Boşluk etraflarını çevrelemiş, onlara saklanabilecekleri bir yer bırakmamıştı. Varlık, onların üzerine doğru eğildi ve kulakları sağır eden sesiyle konuştu. Soylulardan sese karşı hassas olanları sersemledi. "İnsanlar! Beklenen gün geldi." Varlık, altında ona korkulu gözlerle bakan insan grubuna küçümseyici bi

Ressam

Resim
Yaşlı kadın ağlarken Adlee'nin önüne çömeldi. Dizlerinin üstünde dururken Adlee'nin pantolonunun paçasını kavradı. Hıçkırıklıları odanın içinde yankılanıyordu. "Lordum... Lordum... O kız... O kız, bir ressam olmak istemişti." Hıçkırıkları arasında büyük bir çaba sarfederek konuşmaya çalışan kadın, odadaki herkesin ona acımayla bakmasına neden oldu. Yürek dağlayıcı inlemelerini Adlee de dahil kimse kulak ardı edemiyordu. Ana yüreğini en çok acıtacak şey, evladının cehenneme yürüdüğünü bildiği halde bunu engelleyecek gücün avucunun içinde olmamasıydı. Yapabilceği tek şey yardım için bir başkasına yalvarmaktı. Yaşlı kadın sanki bir şeyi hatırlamış gibi aniden yerinden kalkarak kızının odasına doğru koştu. Elinde eski kağıttan oluşan bir desteyle geri geldi. Kağıtları Adlee'ye gösterirken hıçkırıkları arasında konuşmaya devam etti. "Bunları o çizmişti. Burada ben çamaşır asıyordum, arkadan beni gizlice çizmiş. Burada evin önünde top oynayan çocukları çizmiş. Bura

Kanlı Kontes

Resim
Adlee, odasının balkonunda prens tarafından gönderilen hizmetçilerin hazırladığı çayı yudumluyordu. Hava bulutlu ve oldukça karamsardı. Yağmurun kokusunu alabiliyordu. İçindeki bir his, ona yakında kötü haberlerin geleceğini söylüyordu. Üzerinde basit bir gömlek ve keten bir pantolon vardı. Kıyafetleri ağırbaşlı ve alçakgönüllü imajına uyuyordu. Saçlarını geriye doğru taramıştı. Düzgün ve iç açıcı bir görüntüsü vardı.  Bir anda odasının kapısı çalındı. Adlee'nin cevabını beklemeden içeri dalan kişi Felis'den başkası değildi. Direkt içeri gireceksen neden kapıyı çalıyorsun? Adlee, onun bu tavrından rahatsız olsa da dillendirmedi, çünkü Felis'in yüz ifadesi bir şeylerin yanlış olduğunu gösteriyordu. Adlee, onun bu tepkisinin kaynağını tahmin edebiliyordu. "Buldunuz mu?" Felis başıyla onaylarken tedirgin gözüküyordu. "Korkunç. Gerçekten çok korkunç." Adlee, işlerin beklediklerinden de kötü olabileceğini düşünmüştü, yine de Felis'in bu tepkisi onun en kö

Kehkeşan

Perseus - kahramanlık (Kahraman) Athena, Perseus'a Medusa'yı öldürme emri verir. Medusa'yı öldürünce Pegasus ve Hrisaor doğar.(Posedion'un çocukları) Perseus'un hazinesi: Hades'in miğferi : görünmezlik Hermes'in sandaleti Hephaistos kılıcı - adamantin kılıç Athena'nın yansıtıcı kalkanı Perseus'un karısı Andromeda. (Zincirli Prenses) Annesi Posedion'u kızdırdığı için idam edilecekti. Mirfak - merhamet Atik - cömertlik Medusa - fedakarlık Cygnus - Kana susamışlık (Kuğu) Kana susamış ve acımasız. Ares'in oğlu. Herkül tarafından öldürüldü.  Deneb - acımasızlık Albireo - vurdumduymazlık - yalancılık Kehkeşan Mira Vega: Vega, Kartal Takımyıldızı'ndaki Altair ve Kuğu Takımyıldızı'ndaki Deneb'le birlikte yaz üçgeninin köşelerini oluşturan yıldızlardan biridir. Scutum  - Sevgi (aile sevgisi) Acrux - aşk Mimosa - bağlılık Gacrux - doğa sevgisi Saggitarius - iyi niyet ve bilgelik (Yay) Scorpius, Orion'u öldürdüğü için akreplerden nefret

Balo

Resim
Balo salonunun yerleri zıt renkte karolarla döşenmişti. Fransız pencereler yan yana dizilmiş ve üstleri üzerlerine altın işlenmiş perdelerle süslenmişti. Bu perdeler kraliyet ailesinin zenginliğini apaçık bir şekilde gösteriyordu.  Tavandaki kraliyet ailesi tablosu ülkedeki ünlü bir ressamın aylarca emeği sonucu resmedilmişti ve bakanları büyülüyordu. İhtişamlı ve görkemli gözüken salon, onu gören herkesin ahenkli bir şekilde iç çekmesine neden oluyordu. Salon oldukça kalabalıktı.Köşelerdeki yuvarlak masalarda oturarak sohbet eden aristokratların yanı sıra salonun ortasında müzikle dans eden sayısız çift vardı. Orkestranın çaldığı senfoni tüm balo salonunda yankılanıyordu. Eğlenceli ve hareketli bir parça çalındığı için salonun her tarafı kahkahalar ve kıkırdamalarla doldurmuştu. Flört eden genç erkeklere kıkırdayarak cevap veren güzel ve cilveli kızlar ortamın canlanmasını sağlıyor ve herkesin iyi vakit geçirdiğini kanıtlıyordu.  Orkestra bir süre sonra yarım saatlik mola vereceğini a

Exie

Resim
Karşısındaki altın renkli retro aynaya bakan Exie kendini beğenmiş bir şekilde sırıttı. Bakır rengi saçlarını at kılı saç fırçasıyla taradı ve elindeki lastik tokayla yukarıdan bağladı. Kaküllerini ona engel olmayacak şekilde düzelttikten sonra fırçayı tuvalet masasına bıraktı.  Eline aldığı koyu renkli kaş kalemiyle kaşlarını tekrar çizmeye başladı. Bu düzeltme sonucu mücevher yeşili gözleri öncesinden daha fazla dikkat çekiyordu. İstediği şekli elde ettiğinde ise memnun olmuş bir şekilde oturduğu yerden kalktı. Gardırobuna yönelerek takım elbisesini çıkardı. Saçını ve makyajını bozmadan dikkatli bir şekilde giyindi. Odasından çıkmadan önce boy aynasına tekrar bakmayı unutmadı. Bir erkeğin yakışıklılığı ile kıyaslanabilecek kadar çekici gözüküyordu. Bir bayanın sahip olduğu narinlik ve kibarlığa sahip değildi. Bakışlarındaki umursamazlık ve kibir kendini saklamıyordu.  Kapıyı açtığında, iki hizmetçi kapısının önünden geçiyordu. İkisi de çıkan kişinin Exie olduğunu fark ettiğinde hemen

Maskeli Adam

Resim
Kamp alanının ortasındaki kamp ateşi çıtırdıyordu. Etrafındaki kütüklere gruplar halinde çingeneler oturmuştu. Bir grup, darbuka ve klarnet çalarken diğer grup, eğlenceli şarkılar söylüyordu.  Akşam yemeğinde yedikleri güveçte kullanılan etlerin kemikleri, köşedeki birkaç hayvan terbiyecisi tarafından köpeklere veriliyordu. Köpekler heyecanlı şekilde havlıyordu. Bir yaz gecesinden beklenilen her şey vardı. Gökyüzü açık ve yıldızlarla doluydu. Hava sıcak olsa da bunalmalarını engelleyen şey serin rüzgardı. Ağustos böcekleri cır cır diye ötüyordu. Normal biri, bu durumda rahatlayarak anın tadını çıkarırdı, lakin eğlenen çingeneler dışında ortamda bir tane bile normal kişi yoktu. Adlee, kampın biraz dışında oturmuştu ve düşünürken yıldızları izliyordu. Kamp ateşinin kızıl ışıltısı yüzünün bir yarısına yansıyor, onun bakışlarını dipsiz bir yalnızlıktan fırlamış gibi gösteriyordu. Uzun bir süre hareketsiz kaldı. Birdenbire ona bakan gizlenmiş bakışları hissetti. Biri onu izliyordu. Bu işi o

Ağlamak

Resim
Balian içine düştüğü yalnızlığı kelimelerle tarif edemiyordu. Hiç olmayan bir uzvu kaybetmek gibiydi. Boşluk hissi yavaşça ruhunu parçalıyordu. Uzun zaman önce alıştığı sıcaklık bir anda kaybolup gitmişti. Sersemlemiş bir halde ayakta duruyordu. Ay ışığı üzerini bir pelerin gibi kaplamıştı. Üzgün ve dağılmış görüntüsü onun her an kırılacakmış gibi gözükmesine neden oluyordu. Çılgınlığın kıyısında uzun zamandır dolaştığı için sınırı çoktan geçip geçmediğinden emin değildi. Yavaşça içerisindeki soğukluğun tüylerini diken diken etmesine izin verdi. Korku ve tedirginlik, bütün benliğini kaplayan bir leke gibiydi. Ne kadar yıkamaya çalışsa da tamamen arınması olanaksızdı. Karşısında Adlee'nin ona sevinçle baktığını gördü. Ağzı kulaklarına varıyor, gözleri ışıl ışık parlıyordu. Yüzünü uzun zamandır görmemişti. Yıllardır beklediği özgürlüğün tadını çıkarıyordu. Ratin, heyecanla Adlee'ye doğru koştu. Onun beline sarılıp Adlee'nin adını çağırdı. Yüzünü Adlee'nin karnına gömmüş b

Kaçış

Resim
İki çocuk birlikte karanlık ve vahşi ormanın ağzına doğru koşuyordu. Orman onları tek lokmada yemeğe hazır gibi gözüküyordu. Porsuk ve sedir ağaçları her taraftaydı. Ağaçların üzerinde onları izleyen baykuşlar vardı. Kargalar ise önlerindeki ormanın üstünde iğrenç sesleriyle bağırarak uçuşuyorlardı. Kötülük ve bilinmezliğin önlerinde uzandığını bile bile iki çocuk tüm hızlarıyla koşmaya devam etti. Çocuklardan büyük olan 15 yaşında bir kızdı. Cebindeki sapanı ve konaktan kaçarken son anda almayı başardığı bir kese gümüş paradan başka üzerinde taşıdığı hiçbir şey yoktu. Kız soluk tenliydi ve yorgun gözüküyordu. Uzun zamandır koştuğu için yüzü kızarmış ve nefes nefese kalmıştı. Dalağının şişip ağrımaya başladığını hissetse de umursamadan koşmaya devam etti. Küçük çocuk ise 7 yaşında bir oğlandı. Açık sarı saçları ve kehribar rengi gözleri vardı. Çocuk tüm gücüyle koştuğu için çoğu dallardan ve dikenlerden kaçınamamıştı. Kolları ve yüzü dal çizikleriyle kaplıydı. Bazıları kanıyordu. İki ç

Prenses

Resim
Prenses Nagina, şövalyesinin pelerinin içinde halkın onun için attığı güllerden korunuyordu. Şövalye çelik zırhının içinde, prensesi için güvenilir bir alan oluşturmaya çalışıyordu. Halkın sevinç çığlıkları ve kahkahaları tüm meydanı doldurmuştu. Prensesin gök mavisi saten kumaştan yapılmış elbisesi göz alıcıydı. Üzerine yerleştirilmiş kıymetli mücevherler, güneşin altında parlıyor ve elbisenin dalgalanan bir deniz gibi gözükmesini sağlıyordu. Prensesin saçı, dağınık bir topuz yapılmıştı. Kül rengi saçları yumuşak ve hafif gözüküyordu. Başındaki safir taç ona asalet veriyordu. Cildi ay ışığı kadar parlak ve pürüzsüzdü. Su kadar durgun ve bir ceylan kadar narin gözüken prenses, şu anda ülkedeki en değerli şeylerden biriydi. Uzun zamandır gerçek bir prenses görmemiş olan halk, ona seslenmeye çalışıyor ve onun gözleriyle görünmenin onurunu tatmak istiyorlardı. Prenses, şövalyesinin kolu hafifçe tuttu. Ona doğru eğilen şövalyenin kulağına fısıldadı. "Gerçek savaş az sonra başlayacak.

İtiraf

Resim
Tavernanın açık kapısından iki iyi giyimli yakışıklı beyefendinin aynı anda girmesinin sadece iki farklı anlamı olabilirdi. Birincisi en sık karşılaşılandı. Genç efendi, kılık değiştirerek gerçek hayatın yasak meyvelerini tatmaya gelmişti ve arkadaşını da birlikte getirmişti. Bu durumun meyvesini bekar ve güzel kızlarla birlikte zevkle yiyebilirdi. İkinci durum daha az rastlanmasına rağmen gerçekleşmesi halinde kimseyi şaşırtmazdı. Tüccarlar Loncası'nın yeni mallarını tanıtım için gelen iki pazarlama görevlileriydi. Bu vaziyet, toplu alım-satışta komisyon ücretinin minimum olması nedeniyle ellerinde hazır para olanlar için altın müjdeydi. Olabilecek karlı bir girişimin sahipleri gelmişti. Her iki durumda da yakışıklı adamlar daima sevinç gösterileriyle karşılanırdı.  Sarı saçları örgülü garson kız ellerindeki bardakları en yakın masaya bırakarak beyefendileri karşılamaya yöneldi. "Pasifik Yengeç'e hoş geldiniz. Sizin gibi saygın beyefendilere üst kattan özel bir oda vermem

Borç

Resim
Adlee, saat kulesinin en tepesinde elinde abanoz bir bastonla ayakta duruyordu. Bastonunun gövdesine, o dünyaya ait olmayan bir dildeki harfler kazınmıştı. Oldukça gizemli ve esrarengiz görünen bastonun üzerinde kadir-i mutlak bir hava vardı.  Bastonun sapının ucunda gümüş bir kurt kafası vardı. Detaylıca şekillendirilmiş kurt, dişlerini göstererek her an saldırmaya hazırmış gibi gözüküyordu. Kurt hareketsiz olmasına rağmen onu görenleri aksini düşündürecek kadar gerçekçiydi.  Retro hançerli bastonun içindeki kılıç, Damascus çeliğinden üretilmişti. Bu çelikle yapılmış kılıcın bir ipek mendili havada bölmesi mümkündü, ayrıca kılıç taşı kesse bile keskinliğini kaybetmezdi. En kaliteli çelikten yapılan bu kılıcın yapılış tarifi zamanın çok ötesinde kaybolup girmişti. Adlee'nin yüzük parmağında maça şeklinde yakuttan bir yüzük vardı. Karanlık gecede parlayarak etrafındakilerinin dikkatini çekiyordu.  Üzerindeki siyah takım elbise, onun zengin bir beyefendi olduğunu kanıtlayacak kadar k

Sistem

Resim
Hava kara bulutlarla kaplanmıştı. Bulutlar etrafa karamsar ve kötücül bir atmosfer yaymasının yanı sıra, yakında istenmeyen bir şeylerin olacağının haberini veriyormuş gibiydi. Otobüste işe gitmekte olan beyaz yakalılar, okulda öğretmenini dinleyen öğrenciler, evde işlerini yapan ev hanımları ve diğer herkes bir anda huzursuz hissetmeye başladı.  Hava gürlemiyordu, ancak yağmurun kokusu her yeri sarmıştı. Sokaktaki köpekler havlamaya başladı. Kuşlar sanki bir şeyden kaçıyormuş gibi hepsi birlikte havalandılar. İnsanlar sebep-sonuç ilişkisini yeterince iyi kuramıyorlardı, bu yüzden basitçe bu belirtileri görmezden geldiler.  Kimsenin etrafta olmadığı bir sokak arasında bir anda yer yarıldı ve içinden göz alıcı bir adam yavaşça yükseldi. Adam, siyah bir takım elbise giyiyor ve elinde bir bilgisayar çantası tutuyordu. Sakin bakışlarla etrafı süzdükten sonra çantasından çıkardığı gözlüğü taktı. Gözlük metal çerçeveli ve oldukça narindi. Gözlüğü taktıktan sonra adamın mizacı aniden değişti.

Webtoon/Novel Tavsiyesi - Lord Of The Mysteries

Resim
Puan: 8/10 Yazar:  Cuttlefish That Loves Diving Tür: Dram, Aksiyon, Gizem, Macera Tanıtım: Yükselen buhar gücü ve makinelerle birlikte kim Beyonder olmaya yaklaşabilir? Tarihin ve karanlığın sisinde kefen, kulaklarımızda mırıldanan gizlenen kötülük kim veya nedir? Benim Görüşüm: Gizemli bir steampunk hikayesi. Serinin sürekli en iyi webnovel olarak övüldüğünü görüyordum. Çok boş zamanımın olmamasına rağmen merak ettiğim için biraz okumak istedim.  Manhua'sı yaklaşık 60 bölüm çıkmış durumda ve okudum yere kadar dünyanın gerçektende derin bir gizemi olduğunu ve çok fazla üzerine düşünüldüğünü söyleyebilirim. Gerçekten yazar kendi sistemini oluşturmakta iyi bir iş çıkarmış, ancak okuduğum yere kadar biraz sıkılarak okuduğumu da eklemeliyim. Çok yavaş ilerliyor ve çok fazla gereksiz bilgi var. Yaklaşık 15 saatlik bir RPG oyunu yapmaya yetecek kadar bilgiyi size veriyorlar. İksir formülleri, her sınıfın seviyelerini falan... Ama çok gereksiz... Karakterler de aşırı ilginç değil. Baş kar